3 Mart 2009 Salı

Tak Tak Takıntılarım...


Takıntılarımın neler olduğunu düşündüğümde aklıma Jack Nicholson'un eskiden izlemiş olduğum çokta iyi hatırlamadığım ama hastalık derecesinde takıntılı olan bir adamı canlandırdığı filmi aklıma geldi.'Benden Bu Kadar' dı sanırım adı.Çizgilere basmadan yürür, lokanta da bile kendi çatal bıçağını kullanırdı vs.

Her insanın takıntıları vardır mutlaka.Kiminin az kiminin çok kimininde hastalık derecesinde.Arkadaşım takıntıların konusunda yaz deyince sanki takıntım yokmuş gibi geldi.Çünkü takıntısı fazla bir eşle evliyim.Düşününce benimde bayaı bir takıntım varmış dedim kendi kendime...

*Ocağı, kapıyı,ütüyü açık bırakmış olabilir miyim sorusu dolanır durur kafamda mesala

*Biraz gecikseler ya da haber alamasam bir süre, sevdiklerimin başına bir şey gelmiş olabilir mi diye düşünürüm

*Bir plan yaparsam o planın bozulmasına takılırım herhangi bir sebeple tüm günümü kabusa çeviririm

*İmalı konuşmalara takılırım(Ne söylenecekse açık söylenmesini yeğlerim)

*Evi temizledikten sonra anında batırılmasına fena takarım:)) bir süre öyle kalsın isterim ama benim afacanla ne mümkün:))

*İnsanların düşüncelerine gerektiğinden fazlaca önem verir kendimi üzerim

*Oğlumun yemek yememesine fena takarım oturur ağlarım:...)

*Oğlum hasta olursa endişeden ölürüm(bütün ebeveynler gibi)

liste daha uzayıp gider tabii.İnsan hayatı endişeler, hüzünler ve küçücük de mutluluk üzerine kurulmuştur.Önemli olan bunları hastalık derecesine getirmemek tabiki.
Not:Başlık Ali Poyrazoğlu'nun Tak Tak Takıntı oyununun başlığından esinlenilmiştir.İzlemedim ama izlemek isterdim.
----------------------------------------------------------------------------------------------

Şimdi gelelim arkadaşım Sevgi Bahçesi beni mimlediği konuya;

1-)Paraşütle atlamaya karar verdiniz ve ilk atlayışınızı yapmaya hazırlanıyorsunuz. Yerde sıranızı beklerken yukardan atlayanları seyrediyordunuz... Aklınızdan neler geçiyor?

*Bunu yapabilirim, bunu yapabilirim......

2-) Sıranız geldi ve uçak üç bin metreye yükselirken siz de kendinizi hazırlıyorsunuz. arkanıza hiç bakmadan önünüzde açılan kapıya geliyor ve kendinizi aşağıya bırakıyorsunuz. Aşağıya atlarken ne diye bağırıyorsunuz

* AAaaaaaaaaaaaa!!!!!! oldu işte ,öleceğim herhalde(muhtemelen korkudan önce gözlerimi kaparım yüreğim ağzıma gelir sonra yavaş yavaş gözlerimi açar ve tadını çıkarırım)

3-) Güvenli bir biçimde yere indiniz.Paraşütünüzü toplarken bir eğitmen size doğru geliyor ve birşeyler söylüyor.Eğitmen ne söylüyor?

* Melek Hanım güzel bir atlayıştı tekrar denemek ister misiniz?( sanırım başka denemek istemem)

4 yorum:

SMİLENA dedi ki...

takıntılarımız nerdeyse aynı.eskiden bende benimkiler yemek yemeyince oturur ağlardım.ama şimdi geçti.nasıl olsa acıkınca kendileri söylüyor.
paraşüte gelince gerçekten antalamayı düşünürmüydün...

ilknur dedi ki...

takıntı konusunda ben kendimi çok takıntılı sanırdım ama çevremizdekilere bakınca benimki hiçbirşeymiş diyorum:)))Anladın sen onları Melek.........

Meleğin Dünyası dedi ki...

Sevgili Smilena oğluşun yemek problemi maalesef devam ediyor ve bu beni çok yoruyor.Atlamaya gelince o kadar cesaretli maalesef değilim.
İlknurcum anladım canım:))

nilay dedi ki...

Ben de bir sürü takıntım var ne yazık ki.Özellikle evden çıkmadan on kere mutfağa gitme konusunda.
Bu arad bloguma hoş geldiniz , yine bekleriz :))