14 Mart 2008 Cuma

Inıshmaan'ın Sakatı


Dün yine tiyatroya gittik.Oyun İstanbul devlet tiyatrosunun bir oyunuydu.Üç saat sürdü.Sıkıcı desem tam değil sürükleyici hiç değil.Ama enterasan bir şekilde oyun kendini izlettiriyor.Çünkü oyuncuları muhteşemdi.Rollerine öyle bir adapte olmuşlar ki hayranlıkla oyunu izletiyorlardı.Deneyimli oyuncular deneyimlerini genç oyuncularda heyacanlarını oyuna katınca güzel bir seyirlik izledik.Bu arada oyun 11.Afife Tiyatro Ödüllerinden dört tanesini de almış.

11.AFİFE TİYATRO ÖDÜLLERİ
YILIN EN BAŞARILI PRODÜKSİYONU
YARDIMCI ROLDE YILIN EN BAŞARILI KADIN OYUNCUSU-SEMA ÇEYREKBAŞIOĞLU
YARDIMCI ROLDE YILIN EN BAŞARILI ERKEK OYUNCUSU-ATSIZ KARADUMAN
YILIN EN BAŞARILI SAHNE TASARIMCISI-ALİ CEM KÖROĞLU

Oyun İrlanda'nın batı kıyısında Inıshmaan Adası insanlarının dünyadan kopuk, yoksun ve garip yaşamlarından bir kesit sunuyor.

Benim oyundan çıkarımım ise hiçbir şey aslında göründüğü gibi değildir.Altında yatan bir çok sebep bu görünümü yaratır.
Benim tiyatro da en çok sevdiğim şey nedir biliyor musunuz?Sanatçıların alkışlanması.Hele başarılı bir oyun da izlemişsem alkışlamaktan ellerim kollarım sızlar.Onların yüzlerinde gördüğüm o işlerini başarıyla tamamlamış olmanın ve mükafatınıda alkışlarla almanın müthiş zevki beni cezbediyor.Kendimi ilginç bir şekilde mutlu hissediyorum.
Tiyatro izleyin!!!!

7 Mart 2008 Cuma

Kadın Olmak


Ne zor şey kadın olmak,

Yaşam mücadelesi tüm insanlar için var elbette, ama kadınlar için biraz daha fazla nedense.

İşinde iyi olmak, iyi bir anne olmak, iyi bir ev kadını olmak, iyi bir eş olmak.......liste uzayıp gidiyor.Bunların hepsine yetişmeye çalışırken bazen 'ben kimim' diye soruyorsun kendine?!

Çünkü tüm bunların içinde kendine ayıracak zamanı bulamıyorsun.Hep biryerlere birşeylere yetişme telaşı içinde kendinden uzaklaşıyorsun.O kadar çok kimliği var ki kadının en çok hangisi benim sorusu zaman içinde yıpratıyor kadını.İş kadını kimliği ağır bassa çocuklarını, eşini,evini ihmal ediyormuş hissine kapılıyor.Anne kimliği ağır bassa iş yerinde istediği verimi yakalayamıyor.Hep sanki bir şeyler eksik kalıyor hissine kapılıyoruz.

Güçlü yaratılmışız güçlü yinede hepsine yetişiyoruz (bi de bizi yiyip bitiren şu iç hesaplaşmamız olmasa!)


İyiki kadın olarak doğmuşuz

Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun
NOT:Fotoğrafı öğrencilik yıllarımda ben çekmiştim.

2 Mart 2008 Pazar

zuzum

Bunu yapmak için saatlerce uğraştığıma inanır
mısınız.Keşif dönemimdeyim ya bloglar arasında geziniyorum ve güzel gelen şeyleri deneyerek öğrenmeye çalışıyorum.Ama çıldırmamak içten değil! Niye herşey ingilizce!?Ve benim ingilizcem çok kırık dökük(olmuş).Sonunda başardım demek isterdim ama istediğim şeyi tam anlamıyla yapamadım.Ozii yardım et.



1 Mart 2008 Cumartesi

ÇIĞ



Dün tiyatroya gittik.Oyunun adı 'ÇIĞ'.Çok beğendim.Bu sene 6-7 tane oyun izledim.İzlediklerim içinde sahne ışıkları, tasarımı, müzikleri her şeyiyle farklı bir oyundu.Konusu da çok ilginç işlenmiş.Geleneksel bir aile var.Dede, abaanne,anne,baba,oğul ve gelin.Gelin hamile.Köy çığ tehlikesi altında olduğu için ne zaman hamile kalacağına yaşlılar meclisi karar veriyor ki annenin ve bebeğin çığlıkları çığ düşmesine neden olmasın.Çünkü yanlış bir karar verilirse ya da evlenecek çift kurallara uymaz vaktinden önce birliktelik yaşar ve hamile kalırsa kadın yaşlılar meclisince diri diri toprağa gömülüyor.Bizim kahramamlarımızın başına ise erken doğum olayı geliyor.Kural çiğnememelerine rağmen sonuç değişmiyor.Ama düzen böyle devam edemez.Kurallar değişmeli!



Özet:
Dünyamızda yaşanan ve adına Yeni Dünya Düzeni denilen dayatmalı tek ve gerçek doğruymuş gibi yutturmaya çalışan ve böylece de dünyamızı biraz daha kana ve ateşe boğan egemenlere karşı direnmemiz gereken bu günlerde… Çığ.”

29 Şubat 2008 Cuma

Güzel Havalar


Kar yağışı, bulutlu, karanlık bir gökyüzü insanı eve tıkılmaya ve nedense mutsuzluğa sürüklüyor.Oysa gökyüzünde azıcık bir aydınlık, bir kuş cıvıltısı insanın içine bir kıpırtı salıveriyor.Yüzde bir gülümseme beliriyor ve yaşama sevinci.........

Ve benim aklıma hep tek bir şiir geliyor Orhan Veli'nin 'beni bu güzel havalar mahvetti' şiiri .Ne güzel anlatmış insanın tüm sorumluluklarını bırakıp sadece bahar güzelliklerini yaşayasını.Şimdi içimden ne geliyor biliyor musunuz? Kendimi dışarı atıp yürümek yürümek yürümek ,bu güzel havayı, güneşi tüm benliğimde hissetmek ....Ama yapamam güzel oğlum uyuyor.Uyanacak yemek yiyecek ve sonra belki üşütmeyeceğine kanaat getirirsem dışarı çıkabileceğim.Olsun :)

Yine de güneş insanın ruhunu ısıtıyor.....


Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle bir havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

22 Şubat 2008 Cuma

SELAM






Uzun zamandır blogumla ilgilenmiyordum.(Tatilde Özlemcim yardım etmişti blogu oluşturmama ve onun telkiniyle de tekrar ilgilenmeye başladım.Hakikaten iyi geliyormuş yazmak, paylaşmak, farklı birşeylerle uğraşmak.Teşekkürler Özlem:))Benim küçük bir oğlum var ve çoook yaramaz ve çook uykusuz!..Ancak uyuduğu zaman kendime vakit ayırabiliyorum.O da o kadar kısa bir zaman ki hiç bir şeye yetmiyor.Şikayet etmek istemiyorum, çünkü o dünyanın en güzel varlığı ama insanın sabrını da çok zorluyor.Genellikle ondan bahsedeceğim, çünkü neredeyse bütün hayatım 'MERT' .Zaman zaman onun görüntülerini de çekiyorum ileride hatıra olur diye..


İşte Benim Küçük Aşkım....

5 Ağustos 2007 Pazar