4 Nisan 2009 Cumartesi

Anıtkabir Ziyareti




Mert'le kuzeni Efe, bayrak görürgörmez başlıyorlar 'Türkiye,Türkiye-Atatürk, Atatürk' diye bağırmaya.Efe bir de asker meraklısı (silahta tabii ki).Kardeşim bizi arayıp ta Anıtkabir'e gidelim deyince koşa koşa gittim.Uzun zamandır gitmiyorduk.İyiki de gitmişiz hem çocuklar görmüş oldu hem de biz atamızı tekrar bir ziyaret etmiş olduk.Oldukça kalabalıktı.Havanın güzel olmasıda etkendi sanırım.Yaşlısı, genci , çocuğu,yabancısı pek çok ziyaretçi vardı.Grup olarak ta gelen sayısı oldukça fazlaydı.Çocuklar önce 'Atatürk nerde' diye sordular anlatması biraz zor oldu ama çokta üstelemediler.Askerlere baktılar, koştular, oynadılar, merdivenlere tırmandılar.Türkiye diye bağırdılar.Güzel bir ziyaret oldu.Tabii daha çok küçükler ama bu ziyaretler 'Ankara'da olmamızdan dolayıda' anlayacakları yaşa geldiklerinde de devam edecek.Bu bir başlangıçtı onlar için.Öğrenecekleri daha çok şey var.
Havanın güzel olması nedeniyle anıtkabir ziyaretiyle sınırlı kalmadık.Kuğulu parka da gittik.İnanılmaz kalabalıktı orasıda.Çocuklar kuşlara, kuğulara ekmek attılar.Dayısı baloncuk tabancası alınca sevinçten çılgına döndüler.Çimlerde yuvarlandılar, kuşların peşinden koşturdular.Canım oğlum hiç huysuzluk yapmadı hiç kucak istiyorum diye tutturmadı.Sonra da yorgunluktan uyuyakaldı.Şimdi mışıl mışıl uyuyor.Çok güzel bir gün geçirdik:))
Bahar gelmiş memleketimin dağlarına....Bahar gelmiş tüm canlıların ruhuna....

3 Nisan 2009 Cuma

Park Manzaraları


Nisan geldi ya havalar ısındı ya biz de oğlumla havaya girdik parktan bahçeden gezmeden kendimizi alamadık.Birkaç gündür böyle kaybolduk dışarılarda.Baktım blogumu ihmal etmişim birkaç gündür, bugün kendimi frenledim oğluşuda öğle uykusuna yatırıp oturdum bilgisayarımın başına.

Bu park gezmelerinin birinde bir anneyle tanıştım.Onunda oğlu 2,5 yaşındaydı Mert gibi.Farklı tarafı oğlunun hem almanca hem türkçe konuşmasıydı.Önce Almanyada yaşadıklarını, tatil için burada olduklarını düşündüm ama öyle değilmiş.Annesi daha önce Almanya da yaşadığı için bu dili çok iyi biliyormuş.Düşünmüşler ki çocukları dünyaya geldiğinde annesi onunla sadece almanca konuşacak babası da türkçe konuşacak böylece çocuk iki dil bilerek büyüyecekmiş.Oldukça enterasan geldi ama bu konuda daha önce de röportajlar okumuştum.Sanat camiasından da dil bilen anne babalar, çocuklarıyla aynı şekilde konuşarak onların dil bilerek büyümelerini sağlamaya çalışıyorlardı.Hatta bu işi 3 dile kadar çıkaranlar olduğunu biliyorum.(Eser -Engin Noyan çifti ilk aklıma gelen örnek bu konuda )Bir taraftan enterasan geldi bir taraftan da acaba çocukta anadil konusunda bir kavram kargaşası yaratır mı endişesi oluştu.Uzmanlar bu konuda da her konuda olduğu gibi farklı düşüncedeler.

Sonuçta biliyoruz ki küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz ve farklı ülke dillerini öğrenmenin önemi büyük.Zamanında hepimiz dil öğrenmek için çaba sarfedip kurslara gittik.Şimdi de çocuklarımız öğrensin diye uğraşıyoruz ya da uğraşacağız bu kaçınılmaz.

30 Mart 2009 Pazartesi

Oğlumun Sünnet Fotoğrafları


Oğlum 2,5 yaşında ve 3 ay önce doktorumuzun tavsiyesiyle zorunlu olarak sünnet oldu.Bizim için oldukça zor bir süreçti.Küçük olduğu için sünneti hangi metodla yaptırmak gerekiyor, deneyimli bir doktor yapsın acaba hangisi en deneyimlidir gibi soruları bir an önce cevaplayıp en kısa zamanda da yaptırmamız gerekti.Sonunda bütün şartları bir araya getirdik ve sünnet gerçekleşti.Oğlum sünnet oldu ama türlü yeni huylar edindi canı çok acıdı.Şimdi bunların hepsi geçti gitti.

O zaman kış olduğu için sünnet düğünü yaptırmadık(eşimde çok gereksiz buluyordu zaten).Geleneklere uygun olsun diye kıyafetini aldık ve mevlid okuttuk.İstedim ki bir de fotoğraf çektirelim bir albümü olsun.Çünkü ben anıları fotoğraflarla da görmeyi hatırlamayı sevenlerdenim.Ama oğlum bu konuda çok inatçı poz vermeyi objektife bakmayı hiç sevmiyor.(bu konuda babasına çekmiş:)Bir kez götürdük ağladı, stüdyoya girmek istemedi.3 ay geçti şansımı bir daha denemek istedim.Bu sefer zar zor da olsa yine bir albüm yapacak kadar fotoğraf çektirdik.Uzun sözün özü ;

İşte yakışıklı oğlumun süper görüntüleri ta ta ta taam:)))

Melek anne gururla sunar:))

Seçim sonuçları


Seçimlerle ilgili pek çok yorum yapılıyor.Kimi İktidar partisinin oyları düştü diyor kimi CHP oylarını artırdı diyor.Ona dikkat çekiliyor buna yorum yapılıyor.Ben 4. kez Ankarayı yine aynı belediye başkanının yönetecek olmasından çok rahatsızım.Bir mevkiye gelen insanların çok çok uzun yıllar aynı işi yapmasından rahatsızım.Bu kadar yolsuzluk iddalarına karşın hiç bir şey yapılmamasından rahatsızım.Ama demokrasi var ne yapalım ki çoğunluğun kararı öyle.Şaibeler olduğu söylensede bu konuda daha önce de söylenceler vardı o zaman önlem alınmalıydı diye düşünüyorum.En azından oy kullandığım bölgede kendi seçimim olan partinin kazanmasından memnunum ki oyum boşa gitmedi diyebiliyorum.


28 Mart 2009 Cumartesi

Tırtıl Kurabiye



Hafta sonunu evde geçiriyoruz.Pazar günü seçim var oy kullanacağız umarım herkes de öyle yapar ve sandığa gidip oy kullanır.Hepimize sonucun hayırlı olmasını dilerim.
Ağzınız tatlansın diye de tırtıl kurabiyenin tarifini vereyim dedim.Çocuklar çok seviyor çayın yanına da çok yakışıyor.


Malzemeler
1 paket margarin
1 yumurta
1 çay bardağı sıvıyağ
2 çay bardağı pudra şekeri
kabartma tozu
alabildiği kadar un
Yapılışı
Margarin yumuşamış olsun.Malzemeler katılır.
Kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğrulur.
Fotoğrafta gördüğünüz aparatla şekil verilir.
(Pazarlarda ve alış-veriş merkezlerinde bulunabilen bir aparattır.)
Hafif pembeleşinceye kadar 150 derecede pişirilir.
Şimdiden Afiyet Olsun:)


27 Mart 2009 Cuma

Köşebaşı




Ankara Devlet tiyatrosunun güzel bir oyunu 'Köşebaşı'.1940 lı yılların İstanbulunda bir mahallede geçiyor oyunun konusu.Tam eski türk filmlerindeki mahalleler olur ya, öyle bir mahalle.Bakkalı, kahvesi, ebesi , çeşme başındaki kadınları, veresiye defteri vs.Gözyaşıyla, güldürüsüyle yani acısıyla tatlısıyla mahallenin bir günü anlatılıyor dolu dolu.Oyuncuları da oyunu da çok beğendim.Ankaralı arkadaşlarıma tavsiye ederim izlemelerini hoş bir seyirlik.Yormadan, sıkmadan akıcı ve hoş bir dille sahneleniyor oyun.


Ayrıca bir not ;Devlet tiyatrolarının ilk sahnesi olan 'Küçük Tiyatro' 1947 yılında perdelerini 'Köşebaşı' oyunu ile açmış.Bu özelliği ile de izlemeye değer bence.


Hep anlatılır mahalle kavramı, veresiye defteri, mahalle arkadaşlığı...Artık büyük alışveriş merkezlerinden kredi kartlarıyla alışveriş yapan ve birbirini tanımayan, selamlaşmayan, çok katlı apartmanlarda oturan bizler için de geçmişi hatırlamak adına da iyi bir fırsat olur.

25 Mart 2009 Çarşamba

Mutluluklar ....


Pazar günü bahsettiğim gibi eşimin kardeşinin nişanı vardı.Oldukça kalabalık davetli grubunu hoş bir şekilde ağırladık.Yüzükler takıldı, halaylar, oyunlar, afiyetle yenen ikramlardan sonra yorgun argın evin yolu tutuldu.Darısı düğüne olsun artık , mutluluklar diliyorum evlilik yolunda atılan bu adımın devamı gelmesi dileğiyle.

Ertesi gün evden dışarı çıkmadık üstümde bir ağırlık bir yorgunluk vardı.En iyisi evde film izlemek dedik.Oğluş da uykuda olunca oscarlı'Çaylak Milyoner' filmini izledik.Çok beğendim oscarı haketmiş gerçekten.Umarım Türk filmlerinden de aynı başarıları görürüz.Biz de artık bir oscar alalım değil mi:)

Salı günü temizlik yapayım dedim ama hiç içimden gelmedi.Kardeşimin eşi de kahvaltıya çağırınca evi olduğu gibi bırakıp oğluşla çıktık.Güzel bir kahvaltı ardından park sefası zaman zaman güneşli zaman zaman rüzgarlı hava da iyi geldi.Çocuklar eğlenince biz de rahatlıyoruz.Ee 'tebdili mekanda da ferahlık var' ne de olsa:))

Bugün sonunda temizlik olayını gerçekleştirdim de üstümden bir yük kalktı.Bir kaç günlük havadisler bu kadar işte.Yarın arkadaşlar tiyatroya davet etti.Bakalım nasıl bir oyun izleyeceğim.

21 Mart 2009 Cumartesi

MİM....




İlknur beni evinizin en sevdiğiniz köşeleri konusuyla mimlemiş.Herkes gibi ben de evimin her köşesini çok seviyorum ve bu seçim konusunda biraz zorlandım açıkçası.
Oturma odamdaki kitaplığım ve salonumdaki biblolarımın ve en sevdiğim evlilik fotoğrafımın bulunduğu bölümler en sevdiğim köşelerim.Kabul ederlerse ben de dreamland ve içimden geldiği gibi yi bu konuda mimlemiş olayım.

19 Mart 2009 Perşembe

Güneşi göremedim, 'Aşk'ı gördüm....


Birkaç gündür hatlarda bir problem olduğu için internete giremedim.insanda bir boşluk yaratıyormuş gerçekten bu eksiklik:))Sürekli hatları kontrol ediyorum, görevliye hala bakım yapılıp yapılmadığını soruyorum.Sonunda problem giderildi ve ben geldim işte.

Pazar günü çiçekler,çikolatalar, kahveler eşliğinde nişan konuşmaları yapıldı.Bu hafta pazar günü nişan var hazırlıklar yapılıyor.Yaklaşık 60 kişi ağırlanacak.Telaş başladı.

Dün akşam sinemaya gidelim dedik ve son günlerde çok konuşulan 'Güneşi Gördüm' filmine gitmeye karar verdik.Keşke gitmeseydim diyorum şimdi!.Kimseyi yönlendirmek istemem ama içim burkula bacıya filmi izledim.Ağlamaktan helak oldum.Filmin dram olduğunu biliyordum ama bu kadar trajedinin bir araya nasıl getirildiğine de inanamadım.Film bir sürü mesaj veriyor.Güzel mesajlar bunlar; erkek çocuk takıntısı,kardeşin kardeşi vurması, doğuda eğitim sorunu başta pek çok sorun yaşanması, eşcinsellik, kaçak göçmenlik vs. Ama be kardeşim o çamaşır makinesi artık trajedinin doruğuydu.Evde izliyo olsam televizyonu kapatırdım.Ama kalabalık yerlerde öyle filmi bırakıp çıkamıyorum maalesef.Sonuna kadar oturdum ağlaya ağlaya da çıktım filmden ama moralim bozuldu, uykum kaçtı.

Elbette film gerçeklerden yola çıkılarak yapılmış olmayan olayları göstermemiş filmin yönetmeni ama ilk filmini de sırf bu yüzden izlememiştim yeni filminide bu kadar olabileceğini tahmin edemediğim için izledim.Yani bu trajedileri benim içim kaldırmıyor.Bu gerçeklerin farkındayız ama birşey yapılmıyor, uzun yıllardır başedilemiyor.Ona üzülüyorum.

Neyse gelelim 'Aşk' adlı kitaba.Kitapçıda görünce penbe kabı ve kalp şeklinde kapağıyla hemen gözüm ilişti.Arka kapağınıda okuyunca hemen aldım.Bakalım Elif Şafak'ın yazımı nasıl ilk defa okuyacağım.


14 Mart 2009 Cumartesi

Cumartesiden Notlar...


Cumartesi sabahına sırt ağrısı ile uyandım.Bu aralar sürekli sırt ağrısı çekiyorum.Sanırım bir doktor ziyareti gerçekleştirmem gerekecek.Sabahları bu ağrı çekilmez oluyor.Yataktan zor çıkıyorum.

Mert paşa çizgi film karşısında kahvaltısını etti (sorunsuz).Bazen eziyet haline gelebiliyor yemek yedirmek.Bugün bütün öğünlerini süper yedi diyebilirim.


Babamız işten sürprizle gelmişti.Oğluşun doğumgününde, amcası tarafından alınan araba şarjı bittikten sonra bir daha çalışmamıştı.Nihayet babamız onu tamir ettirdi de oğluş arabasına kavuştu.Bakalım arabanın ömrü ne kadar olacak:)


Keyifli bir alış-veriş yaptık.Gülcan'ın blogunda görüp özendiğim sümbül ve ektra lale aldım.Lalelere de bayılırım.Sümbül resmen evime ve içime ferahlık ve mutluluk getirdi.Kendimi hafiflemiş hissediyorum.Kokusu tüm evime yayıldı.Müthiş bir koku.


Oğluş banyo yaptırıldı ve hayretler verici bir şekilde saat 11'den önce uyudu.Aburcuburlar hazırlandı.Şimdi Lost izleme zamanı.

Yarın yorucu bir gün olacak.Eşimin kardeşinin isteme merasiminin 2. bölümü var.Hazırlıklar falan.Bakalım neler olacak.