13 Mayıs 2009 Çarşamba

Şimdi Ben Ne Yapayım?


Mert bu aralar sürekli ya gözlerini kaşıyor ya da eli ağzında.Ellerini ne kadar sık yıkamaya ya da silmeye çalışırsam çalışayım yine de o bir çocuk ve herzaman buna yetişemiyorum.Dün parktan geldik el,yüz yıkandı üst baş değiştirildi ve uykuya yattı.Kalktığında sol gözü kanlanmıştı.Muhtemelen aşağıdaki yürüyüş yolundaki kumlarla oynarken gözlerini kaşıdı ve mikrop kaptı.Oynama desem zaten beni dinlemiyor, aşağı indirmesem çocuğum fanusta mı büyüyecek olmuyor.Öksürük tam kesildi derken şimdi tekrar başladı.Yani yarın bize doktor yolu yine gözüktü.

3 yaşından önce zaten çocukların bir göz doktoru tarafından muayene edilmesi gerekiyormuş.Biz de fırsat bu fırsat deyip bir göz doktorunu ziyaret edeceğiz de muayene nasıl olacak Mert'le o biraz düşündürüyor.Hayırlısı bakalım.


12 Mayıs 2009 Salı

Kağıt Kıvırma Sanatı











Atatürk Kültür Merkezinde anneler günü için düzenlenen hediyelik eşya fuarına gitmiştim.Bu fuarı seviyorum çünkü değişik ülkelerden de el katılım oluyor.Farklı el sanatlarıyla tanışabiliyoruz.Bu sefer gitiğimde de 'kağıt kıvırma sanatı' ile tanıştım.Fazla rağbet görmeyen ,unutulmuş el sanatlarından biri diye düşündüm.Çok fazla sohbet etmeye zaman bulamasam da aklıma takıldı ve internetten ararştırırım nasıl olsa dedim.Kendisinin nette olmadığını söylemişti ama bu kadar yok denecek kadar az bilgiye de rastlayacağımı düşünmemiştim.Bir-iki fotoğraf bulabildim.Bilgi ise yoktu.İngilizce olarak araştırdığımda ise tabiiki bir sürü bilgi buldum ama ne kadarını anlayabildim tartışılır tabi:(

Oldukça eğlenceli, renkli çiçekli, böcekli bir sanat.Artık paket olarak el sanatları malzemeleri satan dükkanlarda bulabileceğimizi söylemişti AKM de tanıştığım bayan.bulabilirsem ben de yapmayı düşünüyorum.

10 Mayıs 2009 Pazar

Anneler Günü Hepimize Kutlu Olsun:)


BİR TEK ANNEM OLSUN BANA BİŞEY OLMAZ.

Herkesin,anne olsun olmasın bu duyguyu içinde yaşayan, sevgisini bir çocuğa gösterebilen tüm kadınların anneler gününü kutlarım.

Annemi çooook seviyorum ve onun bu güzel gününü birlikte yaşamaktan çok mutluyum.Oğluma da bana bu duyguyu yaşattığı için teşekkür ediyorum.Uzuuuun yıllar hep birlikte olmamız dileğiyle...

8 Mayıs 2009 Cuma

Bitli Kurabiye


Karşı komşum geçen gün bir tabak sıcak börek gönderince benimde tabağı boş göndermemek adına bişeyler yapmam şart oldu.Yoksa misafirim falan gelmeyecekse pek pasta-börek yapmıyorum.Çünküüü yiyorum.Tarifini aldığım ama denemediğim bir kurabiye vardı ben de onu yapayım bari dedim.İsmine bakıp bu da ne şimdi demeyin.Susamlar efendim öyle tezahür edilmiş:)

Malzemeler
1 paket margarin
4,5 su bardağı un
6 yemek kaşığı şeker
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı susam
2 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Malzemelerin hepsi karıştırılır.Kurabiye şekli verilir.Üstü pembeleşince fırından çıkarılır.İsteğe bağlı pudra şekeri ile süslenir.

7 Mayıs 2009 Perşembe

Idık ile Bıdık




Ailemize yeni üyeler katıldı Idık ile Bıdık koyduk isimlerini.İki küçük japon balığı.Uzun süredir Mert'in evde besleyebileceği bir hayvan almayı düşünüyorduk zaten.Daha doğrusu balıktan başka bir hayvanı pek düşünmedim.Çok yer kaplamayan, bakımı kolay.Pet shoplara bakmayı Mert çok seviyor.Her AVM ye gittiğimizde mutlaka hayvanlara da bakıyoruz.
Dün akşam babası balıkları getirince Mert çok sevindi.Hemen 'çok yem atarsak ölürler' dedi.Bir çizgi filmde görmüştük.Hatırlamasına çok şaşırdım.Tabii bu onun durup durup 'hadi yem verelim' demesine pek engel olmadı:))
Küçük bir fanusta oldukları için acaba yaşarlar mı? endişemiz var.Bir de tabii eğer başlarına kötü birşey gelirse Mert'e anlatmakta zorluk çeker miyiz?korkusu var ama.Hayatı bir şekilde öğrenecek.
Evin neresine gidersek Idıkla Bıdığı da oraya taşıyoruz , eve gelenlere önce balıklarımızı gösteriyoruz:))Bakalım bu heyecanımız ne kadar sürecek.......

5 Mayıs 2009 Salı

Susam Sokağı



Sevgili Gülcan (Egemenli Hayat) beni ve pek çok Susam Sokağı sever dostları mimlemiş.Tekrar yayınlanmasını istiyor.Haklı bence de.Çocuklarımız bir sürü abuk sabuk kırdılı vurdulu şiddet içeren çizgi film izliyor.Onun yerine öğretici hem de kuklalarla ilgilerini çekebilecek Susam Sokağı gibi bir programı izlemeleri daha yararlı.Ben de Gülcan'ı destekliyorum ve eğer sizlerde tekrar yayınlanmasını istiyorsanız TRT Çocuk'un iletişim formuna mail gönderebilirsiniz.Böylece çocuklarımız da Susam Sokağını izleyebilirler.

'Sür sür sür,sür arabanı.

Keyifli ,neşeli ,tasasız çıkar hayatın tadını...'

Gülcan'ın hatırlattığı ve gülümseten bu ve benzeri nice çocuk şarkısı, Edisi,Büdüsü,Kurabiye Canavarı ile gerçekten unutulmaz Susam Sokağını tekrar izlemek ve çocuklarımıza da izletmek istiyoruzzzz.Bloguma ziyarete gelen herkesi bu konuda mimliyorum.

3 Mayıs 2009 Pazar

Pazar Keyfi


Günlerdir hava kapalı ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.Yine eve hapsolduk.Yağmuru severim sevmesine ama havanın kasvetli oluşuda canımı sıkmıyor değil hani.

Arkadaşlarla korka korka pazar için plan yaptık.Açık havada brunch keyfi.Hava durumu iyi olacak diyordu ama ya yağarsa.Pazar sabahı kalktık hava açık ama biraz rüzgarlıydı.Gittiğimiz yer bahçe içinde, çiçekler ve ağaçlarla çevrili bir mekandı.Salıncaklar, alabalık havuzları, şark köşeleriyle hoş bir yer.

Neyseki hava güneşliydi de bahçenin keyfini çıkardık.Tabii Mert izin verdiği ölçüde.Çünkü hiç oturmadı sırayla gezdik babasıyla.Yine de çay keyfi yapabildik.Güneşli havayı içimize çektik.Yaz özlemimizi de tatil konuşarak depreştirdik:))

Eve dönüş yolunda da yavru kuzuları gördük.Annelerini emiyor ve koşturup duruyorlardı.Hemen durup onları sevdik.Sitemize geldiğimizde de uçurtmamızı uçurduk.Komşular benim uçurtma uçurduğumu görünce 'şimdi Mert oynuyor değil mi?' diyerek coşkuma ortak oldular:))

Pazar günlerinin böyle güzel geçmesinden büyük keyif alıyorum.Çünkü hafta içi evde çok bunalıyoruz.Hiç değilse pazarları açık havada ve değişik yerlerde bulunmaktan, arkadaşlarla vakit geçirmekten çok mutluluk duyuyoruz..

29 Nisan 2009 Çarşamba

Dost Ziyeretinin Hatırlattıkları



Dün akşam üniversite yıllarından arkadaşlarımız ziyaretimize geldiler.Ankara Üniversitesi halkoyunları topluluğunda uzun yıllar birlikte olduğumuz arkadaşlarımız.Nice festivallerde, yarışmalarda omuz omuza dans ettiğimiz, unutulmaz anıları paylaştığımız arkadaşlarımızla tekrar birlikte olmanın, sohbet etmenin keyfini yaşadık.Oldukça kalabalık bir gruptuk elbette.İş, güç, çoluk, çocuk, zaman, mekan ve bir de küçük hesaplar girince araya küçük bir grup kaldı görüştüğümüz.o da tüm bu saydıklarımdan vakit bulabilirsek.Eşimle de bu halkoyunları topluluğunda tanışmıştık biz yıllar önce.Geriye dönüp baktığımda ne çok anı, ne çok fotoğraf var belleğimde kalan.

Arkadaşlarımızla eski günlerden bahsettik, sorumluluğumuzun az olduğu ,tek derdimizin ders çalışmak olduğu, halkoyunları provalarına gidip yarışma kazanmak için uğraştığımız o yıllar.

Uzun uzun sohbet edip güzel bir akşam geçirdik.Diğer arkadaşlarımızla da haberleşip daha sık toplanma sözü verdik.

27 Nisan 2009 Pazartesi

Bu Da Ne Şimdi?



Pazartesi sabah saat 4 sularında Mert'in ağlama sesiyle uyandık.Zaten saati kurmuştuk ateşini kontrol etmek için o bizden önce davrandı.Gözler kapalı bir şekilde uzun süre ağladı.Biraz sakinleşince calpol vermeye çalıştık ama ne mümkün Mert'in ağzı haricinde tüm üst baş ilaç oldu.Kendisini ikna edemezsek asla bir şey yaptırmak mümkün olmuyor.Neyse suyla oynama hevesiyle ılık bir duşa ikna oldu ama uyku açıldı tabii.Biraz ilaç içmeyede ikna ettikten sonra ateş düştü.Bu sefer basket oynamaya başladı sabahın 5 inde.Allah aşağıdaki komşularımıza sabırlar versin.Babasıyla çizgi film izlerken uyuyakalmış.Sabahta ya da öğlen diyeyim 12 de uyandık.Yine zor zahmet iki lokma yendi.Gimsaya gidildi Mert babasıyla oyun oynarken anne alış-veriş yaptı.Şimdiye kadar ateş tekrar çıkmadı.Acaba azı dişleri mi geliyor da o mu ateş yapıyor yoksa viral bir durum mu var çözemedik.Başkaca da bir şikayet olmayınca, ateş te çok dirençli olmadığı için doktora da gitmedik.Muayene de başlı başına bir sorun çünkü.Yemek yememe dışında başka bir problem gözükmüyor ya.Umarım bu kadarla kalır.Bu geceyi sorunsuz atlatırız umarım çünkü çook yorgunum hala yorgunum.Dinlenmek istiyorum.

Hafta Sonum











Cuma günü annemin İstanbuldaki dayısı bizleri ziyarete geldi.Onları yemeğe davet ettik ve Mert bütün yaramazlıklarını bir güne sığdırdığı için çook yoruldum.

Cumartesiye oldukça enerjisiz girdim.Ama daha önceden arkadaş grubumuzla cumartesi için bir plan yapmıştık. Her ay toplanıp okey oynadığımız, pikniklere ve gezilere gittiğimiz bu arkadaş grubumuzda, Fatoş-Gencer çiftinin evlilik yıldönümlerini kutlamak için Çığ Gösteri Merkezine gittik.Çok keyifli bir gündü.Bütün yorgunluğum uçup gitti.Mustafa Özarslan dinledik ki mükemmel bir sese sahip olduğunu düşünüyorum.Oldukça kalabalıktı ve tek kötü olan şey inanılmaz sigara içilmesiydi.Sigara içmediğim için (arkadaş grubumuzda da içen yok ne mutlu ki) bu tür ortamlarda da bulunmayı sevmiyorum ama özel günlerde de idare ediyoruz maalesef.

Kaliteli müzik dinlemenin keyfine varıp, halaylarla enerjimizi atıp yorgunluktan bitap bir şekilde geç saatlerde evin yolunu tuttuk.Serpil halasına bıraktığımız Mert bey, hala uyanık bizi beklemekteydi.Anneyi özlediği içinde uzun süre uyanık kaldı.Sabahta oldukça erken kalktı ve pazar gününü de birazcık ateşli geçirdi.Sanırım soğukalgınlığı var.Umarım pazartesiye atlatmış olurda hastanelerle, ilaçlarla uğraşmayız.Güzel bir günün ardından, beklenen durum, bir olumsuzluk hemen geldi tabii:(

Pazar günü de kısa bir ziyaret sevgili arkadaşlarımız Medar ve Evren'in yakışıklı oğulları Yaman'ın 3. yaşgününe yaptık.Yaman'ın doğum gününüde tekrar kutluyorum ve nice yıllar diliyorum.

Haftasonumuz böyle yoğun koşturmacalı geçti.Bakalım bu haftaya nasıl başlayacağız...Umarım sakin bir hafta olur.Umarım oğlum hafif bir ateşle atlatır bu durumu.